• Burcunuzu seçin, falınızı okuyun

    • eXTReMe Tracker
      Sedo - Domains kaufen und verkaufen das Projekt diyetvakti.com steht zum Verkauf Besucherstatistiken von diyetvakti.com etracker Web-Controlling statt Logfile-Analyse

Archive for the ‘Beslenme’ Category

Düşük Kalorili Beslenme Tavsiyeleri

1. Yiyeceklerinizi Seçin
Yemek yeme isteğiniz ve atıştırma ile ilgili tuzaklardan kaçınmak için yiyeceklerinizi seçin ve bu yiyecekleri hepsi sizin düşük karbonhidrat almanız ve bu diyet programını başarmanızı sağlayacaktır. Programınız ne olursa olsun kilo vermeyi başaracaksınız.

2. Yemeğinizi Masada Yiyin

Yiyecekleri nerede ve ne zaman yiyeceğiniz belli olmalı. Gazete okurken veya televizyon izlerken yemek yemeyin.

3. Yavaş Yemek Pişirme ve Tatma
Isırdığınız lokmaları ne kadar yavaş çiğnerseniz o kadar çabuk kilo verirsiniz. Lokmaları yavaş çiğneme sizin kilo vermenize yardım eder. Nedeni bu. Beyin gerçekten bu mesajı alamaz “ Merhaba, o tok!” yemek yedikten 20 dakika sonra midede bu mesaj olur. Beyninize “ Yeterli” sinyali vermek için hormon CCK’in süresi artar. Böylelikle beyin, hormonların gerçekte aç olmama sinyalini almadan önce sık sık daha fazla yemek ister. Vücudunuzun harika iletişim ağının avantajını elde ederek iştahınızı kontrol edebilirsiniz ama bunun için çok daha fazla zamana ihtiyacınız olacak! Ayrıca, yemek yemeniz yavaşlar ve kilo almanıza neden olabilecek yiyecekleri zamanla bilirsiniz.

4. Gün içinde Yiyeceklerinizi Erkenden Yiyin
Adele Davis, “ krallar gibi sabah kahvaltısı, prensesler gibi öğle yemeği ve yoksullar gibi akşam yemeği yiyin” der. Oldukça haklı. Önemli bir çalışma, insanların sabah kahvaltsından ( bir gün boyunca başka hiçbir yemek ) 2,000 kalori aldığında kilo verdiklerini ama akşam yemeklerinde aynı miktarda kalori aldıklarında kilo aldıklarını gösteriyor. Kan şekerinizi ve insüli seviyenizi kontrol etmek için yiyeceklerinizi bir gün içerisine yayın ama akşamları kesinlikle fazla yemek yemeyin.

5. Her Gün Kahvaltı Yapın
Sabah kahvaltsını yapmadığınızda insülin seviyenizde diğer öğününüzü yiyene kadar artar. Kan şekeriniz düşer! Ve muhtemelen fazla yemek yeme isteğiniz artar. Büyük olasılıkla fazla yemek yiyecek ve yanında bir de kahve içeceksiniz. Sabahları aç olmayan kişilerdenseniz büyük olasılıkla doğal olmayan yemek yeme yöntemine kendinizi şartlandıracaksınız. İştahınızın yeniden açılmasıyla başlayan bu durum, protein bir çalkantı olur. Sabahları acıkmayan her insan, bir çay kaşığı fıstıklı yağ veya çilek gibi ekstra olan yiyecekleri yemek ister. Sonun olarakta, güzel bir sabah kahvaltısı yapmalısınız ( hemen hemen her gün) ve protein ve biraz yağ içeren yiyecekleri yediğinizden emin olmalısınız. Read the rest of this entry »

Şişmanlığı Önleyen 5 Kural

Olgunluk çağına gelen kadın kilo almaya başlamışsa, bunun sağlık açısından tehlike oluşturacağını düşünmek yanlıştır. Ama önlem almamakta bir okadar yanlıştır…

 

Şişmanlık tehlikeli boyutlara ulaşmadan önlenebilir. Ancak bu konuda aceleci olunmamalı. Menopoz öncesinde başlayan şişmanlama, hormon dengesinin yeniden kurulmasıyla sona erebilir. Şişmanlık tehlikeli boyutlara ulaşmadan önlenebilir. İşte Cosmotürk’ün ipin ucu kaçmadan uygulamanızı tavsiye ettiği 5 öneri.

1. Ölçüleri sıkı takip
Menopozda özellikle bel bölgesindeki kalınlaşma tehlike işaretidir. Karındaki yağ hücreleri metabolik bakımdan daha faaldirler ve kalçalardaki yağ hücrelerinden daha tehlikelidirler. Bu bölgelerdeki yağ hücreleri, ensüline karşı direnç oluştururlar. Bu da kandaki şekerin temizlenmesi için çok daha fazla ensülin üretimini zorunlu hale getirir.

2. Stresten kaçının
Stresin metabolizma üzerindeki etkisi asla hafife alınmamalı. Özellikle menopoz döneminde kadının strese girmesi, kilo almasını hızlandırıyor. Menopoz döneminde kadının hayatında yeni stres kaynaklarının ortaya çıkması kilolarının da artmasında etkin bir rol oynuyor. Sakın stresin sizi zayıflatacağını düşünmeyin. Menopozda stres kilo aldırır.

3. Egzersiz
Eğer olgunluk çağına gelinceye kadar vücut egzersizi yapmadıysanız, artık geç kaldığınıza kendinizi inandırmayın. Tam aksine, bugünden tezi yok, egzersizlere başlamalısınız. Kaslarınız ensülin alıcılarıyla yüklüdür. Ne kadar çok kas kütleniz olursa, egzersizler sayesinde düzenli bir şekilde ısı açığa çıkarırsınız ve karbonhidratlarla yağları yakmanız kolaylaşır. Kalbinizi ve kemiklerinizi de korursunuz. Menopoz döneminde düzenli vücut egzersizi yapmak çok önemlidir.

4. Troid kontrolü şart
Kadınların yüzde yirmi beşi, menopoz dönemine yaklaşırken tiroid bezleriyle sorun yaşarlar. Tiroid bezlerinin az çalışması, metabolizma hızını azaltır. Yorgunluk, kilo almak, el ve ayakların soğuk olması, saçların seyrelmesi ve kabız gibi belirtiler tiroid problemlerinin habercisidir. Tiroid ölçümü yaptırıp tirod hormonlarınızın ne durumda olduğunu öğrenmenizde büyük yarar var.

5. Hormon dengesine dikkat
Menopoz dönemi başlayan kadınların hepsi vücutlarındaki östrojen fazlasını yok edebilmek uğruna bir beslenme programı, vitamin ve mineral takviyesi ve egzersiz programı uygulamalıdır. Şeker ve nişasta ağırlıklı besinlerden uzak durulmalı, posalı besin maddeleri tercih edilmeli. Bu arada fast- food türü yiyecekleri beslenme listenizden hemen çıkarmalısınız.

Yumurtasız kahvaltı sofrası kalmasın

Sabah kahvaltısında yumurta tüketmenin önemine dikkat çeken Hacettepe Üni. Sağlık Bilimleri Fak. Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Prof. Dr. Neslişah Rakıcıoğlu, sabah kahvaltısında yumurta tüketilmesinin, dikkati artırdığını ve öğlen saatlerine kadar kişinin kendini tok hissetmesini sağladığını belirtti.

http://www.factsfacts.com/EggCups/EggCupEaten.jpg

Kıran Kazanır” kampanyası ile kamuoyunu yumurtanın faydaları hakkında bilinçlendirmeyi amaçlayan Yum-Bir’e (Yumurta Üreticileri Merkez Birliği) proje bilimsel danışmanlığı da yapan Prof. Dr. Neslişah Rakıcıoğlu, özellikle hızlı büyüme ve gelişme dönemindeki çocukların bilişsel performansları, öğrenme düzeyleri ve gelişimleri üzerindeki olumlu etkileri sebebiyle kahvaltılarında yumurtanın eksik olmaması gerektiğini söyledi.

Son yıllarda yapılan birçok çalışmada, kahvaltının okul çağı çocuklarında bilişsel performans ve öğrenme düzeyleri üzerine olan etkilerinin incelendiğini belirten Rakıcıoğlu, çalışmaların sonuçlarına göre, düzenli kahvaltı yapan yetişkinlerde ruhsal durum, hafıza ve mental işlevlerinin, çocuklarda ise okul performanslarının (okula devam etme, öğrenme kapasitesi, eğitilebilirlik durumu) daha iyi olduğuna dikkat çekti. Rakıcıoğlu, öğün atlamayan, sabah kahvaltı yapma alışkanlığı olan bireylerin uzun dönemde beslenme düzeyi ve sağlık durumlarında gelişim gözlemlendiğini söyledi.

Yumurta diyet programlarında da gönül rahatlığıyla tercih edilebilir…
Prof Dr. Neslişah Rakıcıoğlu’nun açıklamalarına göre; kahvaltıda glisemik indeksi düşük ve orta olan besinlerin tercih edilmesi öğlene kadar olan dönemde kişinin kendisini tok hissetmesini sağlıyor. Kahvaltıda karbonhidrat kaynağı olarak yulaflı ürünler, tam tahıl unundan kepekli ekmekler gibi düşük glisemik indeksli besinlerin tüketilmesi kan şekeri düzeyinde uzun dönemde hafif bir artışa neden olur. Sabah kahvaltısına eklenen bir yumurta, yüksek protein içeriği sayesinde insülin yanıtını artırır.

Düşük glisemik indeks içerikli bir kahvaltı sonrasında, öğle yemeğinde enerji alımının daha düşük olduğu görülmüştür. Yine hafif şişman ve şişman yetişkinlerde yumurtanın yer aldığı bir kahvaltının tüketilmesi öğle öğünü ve gün içerisinde daha az enerji alımını sağlamıştır. Ağırlık kaybı programlarında, öğündeki karbonhidratlı besinlerin azaltılması ve yüksek kaliteli protein düzeyinin artırılması ile vücut kompozisyonunda olumlu değişikliklerin sağlanabileceği bildirilmiştir. Bu nedenle sabah kahvaltısında yumurta tüketilmesinin vücut ağırlığını kontrol uygulamalarında yararlı olabilecektir. Kahvaltı içeriğinin geliştirilmesinin şişmanlığa neden olacağı konusunda bir kanıt olmamakla birlikte, sabah kahvaltısını atlayan çocukların daha şişman oldukları saptanmıştır. Kahvaltı yapılması ve ağırlık kontrolü arasındaki ilişkide fiziksel aktivite yapma durumunun da etkili olabileceği düşünülmektedir.

İştahı Azaltma Yolları

Sema Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hayrettin Mutlu, yeme isteği kontrol altında tutmak ve atıştırma krizinden kurtulmak isteyenler için önemli bilgiler verdi. Mutlu, yeme isteğini önlemek için sağlıklı karbonhidratlara yönelmek, bol bol su içmek, yiyecekleri iyice çiğnemek ve güç gerektiren egzersizler yapmak gerektiğini söyledi.

Read the rest of this entry »

Fazla kilolardan kurtulmak için bu 8 düşmanla savaşın!

Diyet yapmak istiyorum ancak bir türlü porsiyonlarımı küçültemiyorum. Ne yapmalıyım? Melike T./Ordu
Asıl sorun kilolu olduğunuzu fark edip artık bir şeyler yapmaya karar verdikten sonra başlıyor. Diyelim ideal kilonuzu buldunuz ve bu kiloya inmek veya hep aynı durumda kalmak istiyorsunuz ama çok azımız bunu gerçekten becerebiliyor. Ancak bir başka nokta daha var, fazla yememize sebep olan dış faktörler… Bunlar da en az iştahımız kadar rol oynuyor. Gıdaların sunuluş şekli, porsiyonlar, paket boyları, tabak boyları hep istediğimizden fazla yememize sebep oluyor. Eğer sadece acıktığımız zaman yesek ve doyduğumuzda durabilsek obezite sorunu kalmazdı. Uzmanlar bu tür fazla yemeyi tetikleyen faktörlerin farkında olmanızı öneriyor. Diyet yapmamızı sabote eden bu dış faktörleri bilirsek onlara karşı koymamız mümkün olacaktır.

Kokular sizi çeker
Fazla kalori ve fazla kilo almamıza sebep olan 8 neden var. Bunları hayatınızdan çıkartarak ya da bunlara karşı önlem alarak çok daha formda olabilirsiniz.
1. Görüntü, ses ve kokular: Kızartılan sucuk kokusu, ızgaranın veya patlamış mısır makinesinin sesi veya sınırsız gıda reklamları aşırı yemeğe neden olabilir. Kokular sizi çeker.
2. Farkında olmadan yemek: Televizyon, sinema, bilgisayar veya kitap okumak gibi herhangi bir şeyle meşgulken ağza devamlı bir şeyler götürülür. Yemek dışında başka şeylerle uğraşmak, o anda yediğinize dikkat etmeyeceğinizden fazla yemenize yol açar. Sadece yemeğe konsantre olursanız, daha iyi tat ve keyif alır ve daha çabuk doyarsınız. Yemek duyularınıza dokunmalıdır, sadece ağızı ve mideyi doldurmak yetmez.
3. Her yerde yenilecek bir şeyler bulunması: Metroda, benzin istasyonlarında, her yerde yenilecek bir şey bulmak mümkün. Yemek gözümüzün önünde ise daha çok yiyoruz. Otomatlardan, çekmecedeki şeker ve çikolatalardan uzak durun.

Fast-Food’u unutun

4. Fast-food restoranlar: Ucuz, hızlı ve kolay erişilebilir bu tür yerler daha çok yemeği teşvik ediyorlar. Fast-food yemenin bir zararı da şu; bir süre sonra bütün tatlar karışıyor ve yavanlaşıyor. Arada aradığınız tadı bulmak için de daha fazla yemeniz gerekiyor. Bu tür yerlere haftada bir kereden fazla gitmeyin ve gittiğinizde tavuk ve salata çeşitlerini tercih etmeyi deneyin.
5. Porsiyon boyutları: Restoran veya marketlerde, porsiyon miktarları giderek arttırılıyor ve bu normal porsiyonmuş gibi algılanıp, tüketiliyor. İhtiyacınızı siz belirleyin. Önünüze konulan miktara göre yemek yemeyin.
6. Dev paket boyları ve ambalajlar: Büyük boy ürünler indirimli veya fiyat avantajlı gibi sunuluyor. Biz de onları satın alıyor ve daha çok yemiş oluyoruz. İlginç bir araştırma sonucuna göre; eğer büyük bir paketten yerseniz, küçük boylara göre yarı yarıya daha çok yiyorsunuz! Öncelikle istirahat ederken, televizyon karşısında veya otururken bir şeyler yeme alışkanlığını terk edin. Böyle zamanlarda çayı tercih edin. Paketten yemek yerine, bir kaba koyarak, ölçerek yiyin.
7. Tabak boyları: Eğer büyük boy tabak kullanırsanız daha çok yersiniz. Halbuki küçük boy mutfak eşyası kullanmak hem daha çok göz doyuruyor, hem de daha yavaş yemeğe yol açıyor.
8. Yemek çeşitliliği ve açık büfeler: Eğer fazla seçeneğiniz varsa, elinizde olmadan bu seçeneklerin hepsini tatma eğilimine girersiniz. Çeşitlilik elbette ki iyidir ancak seçimleriniz sağlıklı gıdalardan oluşmalıdır. Sebze, meyve, az yağlı süt ürünleri, tahıllar ve kepekli ürünler her zaman bu sağlıklı seçenekler arasında yer alacak olan başlıca gıdalardır.