• Burcunuzu seçin, falınızı okuyun

    • eXTReMe Tracker
      Sedo - Domains kaufen und verkaufen das Projekt diyetvakti.com steht zum Verkauf Besucherstatistiken von diyetvakti.com etracker Web-Controlling statt Logfile-Analyse

Archive for the ‘Zinde Olmak’ Category

Bu yiyecekler acıktırıyor

Havuç, mısır, bezelye ve patates gibi glisemik indeks değerleri yüksek besinlerin sürekli açlık hissi yarattığını biliyor muydunuz?

http://www.buyukkeyif.com/uploads/images/5000000000014950.gif

Besinlerin, kan şekerini yükseltme hızlarına “glisemik indeks” adı verilir. Her besinin, yemek sonrası kan şekerini yükseltme hızı farklıdır. Glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler devamlı açlık hissi yaratırlar. Havuç, mısır, bezelye ve patatesin glisemik indeks değerleri yüksektir. Faydalarına rağmen bu besinler dikkatli alınmalıdır.

Patates: Patates önemli bir C vitamini kaynağıdır. B6 vitamini, bakır, potasyum, manganez, triptofan ve diyet posası içerir. Patates yapısında bulunan bileşikler kan basıncını düşürücü etki gösterir. DNA sentezinden, kan hücrelerinin yapımına, hücreler arası iletişimi sağlayan fosfolipidlerin sentezlenmesine, kalp sağlığını korumaya, beyin ve sinir sisteminin aktivitesine, fiziksel performansın artırılmasına kadar pek çok işlevde görev alır. Ayrıca patates, özellikle kabuğuna yakın kısımlardaki yüksek posa içeriği ile kolesterolün düşürülmesine, kolon kanserinin önlenmesine yardımcıdır.

Havuç: Havuç önemli bir antioksidan kaynağıdır. A vitamini öncüsü beta karotenin çok önemli bir kaynağıdır. K ve C vitamini, diyet posası, potasyum, B6 vitamini, manganez, molibden, B1 ve B3 vitamini, fosfor, magnezyum ve folat içerir. Karotenoidler kalp hastalıkları riskini azaltan, özellikle gece görüşünü sağlayan, maküler dejenerasyona ve katarakt gelişimine karşı koruyucu etki gösteren önemli bileşenlerdir. Ayrıca karotenoid tüketimi pek çok kanser riskini azaltmakta, kan şekeri dengesini sağlamakta, insülin direncini ve yüksek kan şekeri düzeylerini olumlu etkilemektedir. Havuç kolon kanserine karşı da koruma sağlar.

Bezelye: Bezelye besin öğeleri yönünden zengindir. 8 vitamin(K, C, B1, B2, B3, B6, A, folat), 7 mineral (manganez, fosfor, magnezyum, bakır, demir, çinko, potasyum), diyet posası ve protein kaynağıdır. Zengin içeriği sağlığı olumlu etkiler. Kemik sağlığını koruyan önemli besin öğelerini içerir. Bezelye aynı zamanda folik asidin ve B6 vitaminin de önemli bir kaynağıdır. Yapısındaki K vitamini ile de kanın akışkanlığını sağlayarak kalp sağlığını korumaya destek sağlar. Bezelye içeriğindeki C vitamini ile de kanserlere karşı koruyucu etki gösterir.

Mısır: Mısır tiamin (B1 vitamini), folat, diyet posası, C vitamini, fosfor, manganez ve pantotenik asit (B5) içerir. İçeriğindeki zengin folat ve posa nedeniyle kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar. Mısır, akciğer kanseri gelişim riskini önemli düzeyde azaltan beta-kriptoksantin yönünden zengindir. Tiamin için çok iyi bir kaynak olan mısır, hafızanın güçlenmesine yardımcıdır. Ayrıca strese karşı vücudun savunmasını sağlar.

Formda kalmak için 15 öneri

Küçük adımlar büyük fark yaratır! Her gün 100 kalori az tüketerek formunuzu koruyabilirsiniz!

http://img.blogcu.com/uploads/hercaiviolett_foto1314.jpg

• Peynirinizi bisküvi ile yemek yerine 1 adet elma eşliğinde tüketmeyi deneyin.

• Kızarmış börek yiyeceğinize buharda, fırında veya yağsız teflonda pişmiş olanları tercih edin.

• Elmalı kekin kabuk ve büyük hamur kısımlarını yemeyerek 100 kalori kısmış olursunuz. Şarküteri eklenmiş pizza yerine vejetaryen olanları tercih ederek yaklaşık 2 dilimde 100 kalori indirim yapmış olursunuz.

• Kızarmış karides yerine haşlanmış olanları tercih edin. Ortalama 100 gramda 122 kalori kısarsınız.

• Açık sandviç tercih ederek 100 kaloriden kurtulabilirsiniz.

• Salatalara eklenen rende kaşar veya diğer peynir türlerini mönüden çıkararak 110 kalori kadar düşürebilirsiniz.

• Makarnanızın içindeki ½ kase makarnayı aynı oranda sote sebze ile yer değiştirerek 100 kalori az almış olursunuz. Kesinlikle çok daha lezzetli olacağından şüphe duymayın.

• Dürüm hazırlarken daha küçük porsiyonlu ve kepekli undan yapılmış dürümleri tercih ederek yaklaşık 120 kalori düşürebilirsiniz. Hem damak tadınızı hem de vicdanınızı rahatlatmış olursunuz.

• Lavaş ekmeği kullanmak yerine ızgaralarınızın tadını kıyılmış marulla da çıkarabilirsiniz böylece mönüden 100 kalori daha düşmüş olursunuz.

• Yağlı pastane poğaçaları yerine light peynirli kepekli simit veya tost tüketerek yaklaşık 120 kalori kısabilirsiniz.

• Kreplerinizi şurup, bal, pekmez veya kakaolu fındık kreması yerine ¼ kase tarçınla tatlandırılmış elma rendesi ile yiyebilirsiniz böylece 180 kalori kazancınız olur. Hiç fena değil, bir taşla iki kuş. Hem farklı bir lezzet hem de süper kalori kısıtlaması.

• Dondurmanızı 2 yemek kaşığı kadar sosla tatlandıracağınıza ½ kase taze böğürtlengillerden meyve ile karıştırarak yaklaşık 160 kalori daha az alabilirsiniz.

• Kahvenizi light sütle hazırlayarak ortalama 100 kalori daha indirebilirsiniz.

• Bırakın 10 patates kızartması arkanızdan ağlasın böylece 100 kaloriden bertaraf edeceksiniz.

• Kremalı veya çikolatalı kekinizi arkadaşınızla paylaşın 100 kaloriyi de ona devretmiş olun.

Zindeliğin formülleri

Spor yapacak vaktiniz mi yok, beslenmenize çok dikkat edemiyor musunuz? Önemli değil. Uzmanlar, tüm bunları yapmadan formda kalabilmenin püf noktalarını açıkladı. Buna göre, her gün iki litre su veya meyve suyu içmek, otobüsten bir durak önce inip yürümek, iş yerinde egzersiz yapmak ve her sabah 10 şınav çekmek, zinde kalmayı sağlıyor. Zinde kalmak için öğle tatilinde hava kötü de olsa işyerinizin çevresinde mutlaka bir-iki tur atın. Her gün 2 litre su veya meyve suyu için. Uzmanlar, bunu gün boyu değil de bir kerede halletmeyi düşünenleri, ‘mide fesadına uğrayabilecekleri’ konusunda da uyarıyor.Yağdan vazgeçemeyen kişilere ise, ‘ekmek üstünde çok az tereyağına’ müsaade eden uzmanlar, yemeklerde ise sadece zeytinyağı kullanılması gereğine dikkat çekiyor.

Yürümenin de zindeliğin formüllerinden olduğunu belirten uzmanlar, “Belediye otobüsüyle yolculuk ediyorsanız, bir durak önce veya sonra inin. Kalan mesafeyi de yürüyerek gidin. İsterseniz, hiç otobüse binmeden, yürüyerek yolculuk da edebilirsiniz” önerisinde bulunuyor.

Zinde kalmak için tatlılardan uzak durulmasını ve balık eti ile sebze yenilmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, her gün bir litre süt içilmesini veya 200 gram yağsız peynir yenilmesini öneriyor. Uzmanlar, çalışan kişilere yönelik ise “Büronuzda sandalyeden kalkıp masanıza sırayla sağ ve sol bacaklarınızı koyun, indirin ve bunu birkaç kez tekrarlayın” önerisinde bulunuyor. Arabanın hiçbir zaman günde iki saatten fazla kullanılmamasını isteyen uzmanlar, “Bakkala veya iki sokak ötede oturan arkadaşınıza sakın arabayla gitmeyin” uyarısında bulunmayı da ihmal etmiyor.

Zindelik için, günde en azından bir kere kahkaha atılmasını öneren uzmanlar, “Üç öğün ağır yemek yerine, günü, 7-8 öğün hafif şeyler atıştırarak geçirin. Zamanla aşırı kilolardan kurtulduğunuzu göreceksiniz. Her yemekten önce bir büyük bardak su için. Böylelikle fazla yemek de yemezsiniz” diyorlar.

Uzmanlar, güne sağlıklı başlamanın en iyi yolunun ise, her sabah kalkıldığında 10 şınav çekilmesi veya 20 kere dizlerin kırılarak oturulup kalkılması olduğunu bildiriyor.

Tatlı krizi gelenlere

http://www.kebabcisait.com/admin/spesyaller/rs2878147.jpg

Günlük enerji ihtiyacımızı temel besin öğeleri olan karbonhidrat, protein ve yağlardan karşılarız. Öğünlerde tüketilen karbonhidratlı besinler sindirim metabolizmasında glikoza (şekere) dönüşerek emilimi tamamlar ve kana geçer. Glikoz öncelikle beynin ilk enerji kaynağıdır. Ancak tüm metabolizma ve organlar tarafından kullanılır. Vücudun ihtiyacı olan glikozu (yani şekeri) doğal olarak meyvelerden (meyve şekeri olan fruktozdan), emilimi daha uzun süren ve kan şekerini hızlı yükseltmeyen tahıllardan (kepekli pirinç, kepekli makarna, bulgur), süt şekerinden (laktoz), kurubaklagillerden ve karbonhidrat bakımından zengin olan bazı sebzelerden (bezelye, patates gibi) elde ederiz.

Vücudun şekere ihtiyacı var mı?
Vücudun sofra şekerine ihtiyacı yoktur; gün içinde alınan besinlerle şeker ihtiyacı karşılanabilmektedir. Şekerleme, tatlı, pasta ve kurabiyelere yani basit şeker içeren yoğun karbonhidrat ağırlıklı besinlere ihtiyaç yoktur. Düzenli olarak beslenen ve öğünlerini vaktinde yapan kişilerde kan şekeri dengesi kurulduğu için tatlı yeme eğilimi çok daha az görülür. Yeterli ve dengeli beslenmeyen kişilerde tatlı ihtiyacı daha fazla oluşabilir. Vücut uzun süreli açlıktan sonra boşalan depoları doldurmak için ilk olarak yüklü miktarda karbonhidrat ve şekere eğilim gösterir. Alınan yüksek miktardaki kalorili besinin bir kısmı şeker depolarını bir kısmı da yağ depolarını doldurur. Bu nedenle gün içinde yeterli miktarda kalori almaya, asla öğün atlamamaya ve karbonhidrat, protein, yağ alımının dengeli olmasına dikkat etmek gerekir. Öte yandan psikolojik faktörler de tatlıya eğilimi yükseltir. Regl dönemine giren kadınlar, yoğun çalışanlar, stresi yüksek olanlar kendilerini tatlı yiyerek mutlu etmek isterler.

Şeker hastalığının belirtisi mi?
Sabah kahvaltı yapmayı sevmeyen, öğlenleri genellikle hafif ve hızlı besinlerle geçiren ya da öğün atlayan, ara öğünlerini yapmayan kişilerde genellikle akşam tatlı krizleri görülür. Bu krizler reaktif hipoglisemi denilen pankreastan insülinin aşırı ve düzensiz salgılandığı bir sağlık probleminin işaretleri olabilir.

Reaktif hipoglisemi ilerde görülebilecek olası bir şeker hastalığının göstergesi olabilir. Beslenme alışkanlığınız bu şekildeyse ve akşamları tatlı eğiliminiz görülüyorsa mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız.

Regl dönemlerinde diyeti bozan tatlı krizlerinin asıl nedeni ise östrojen hormonunun vücutta azalmasıdır. Östrojen kadına özel bir hormondur. Serotonin ve endorfin gibi hormonların üretimini artırır. Regl döneminde azalan östrojen hormonu kan şekerindeki düşme eğiliminin artmasına, iştahınızın uyarılmasına neden olur.

Özellikle bu dönemde az az ve sık sık beslenmeye özen göstermeli, glisemik indeksi düşük besinleri tercih etmeli, sıvı tüketimini artırmalı, bitki çaylarınızda kabuk tarçın ve karanfil kullanarak aromasal tadı eksik etmemelisiniz. Regl öncesi dönemde dengeli beslenmeye dikkat ederek tatlı krizlerinizin önüne geçebilirsiniz.

Tatlı isteğini bastırmak için neler yapmalı?
Az az ve sık sık beslenmeli, öğünler atlanmamalı. Atlanan öğünlerde kan şekeri düşer ve ardından alınan ilk besinle kan şekerinin hızla yükselmesi görülür. Bu durumda tatlı krizleriyle karşılaşılır.

Sıvı alımı artırılmalı. Kişiler açlık hissettiği anların birçoğunda susuzluk yaşıyor olabilir. Bu nedenle tatlı krizlerinde ilk olarak su ve bitkisel çaylara yönelerek tatlı yemenin önüne geçilebilir.

Kriz anları light sütlü kafeinsiz kahvelerle atlatılabilir. Süt yüksek oranda protein içermesi nedeniyle tokluk yaratır.

Tatlı ihtiyacınızı meyveyle karşılayabilirsiniz
Meyve şekeri beyaz şekerden farklıdır. Meyve şekeri olan fruktoz, vitamin ve minerallerle birlikte bulunur. Beyaz şekerde bulunan sakkaroz vücuda yabancı bir maddedir ve emilimi çok hızlıdır. Bu hızlı emilim, kandaki şekerin düşmesine neden olur. Kan şekeri düşünce insan çabuk yorulur, tekrar yeme isteği oluşur. Kişi kendini halsiz hisseder. Beyaz şeker ve şekerli besinler yerine meyve şekerinden ya da esmer şekerden faydalanmak daha sağlıklıdır. Ayrıca tatlı ihtiyacını bastırmak için hazır meyve suları yerine taze sıkılmış meyve suları tercih edilmeli.

Meyveli yoğurtlar, light süt ve tatlandırıcı ile yapılan dondurmalar, tatlılar kriz anlarının sağlıklı atlatılmasına yardımcıdır.

Çiğ mi yoksa pişmiş mi?

Haşlanmış kabakta karaton maddesi etkili bir antioksidandır. Patatesin çok iyi pişirilmesi gerekir. Domates piştikçe yararı artar.

Çiğ meyve sebzelerin sağlığımız üzerindeki önemi, ilk kez 80’li yıllarda tıp gündemine oturdu. Yapılan son araştırmalarda ortaya çıkan bir gerçek şu ki, meyve ve sebzelerdeki bazı besinsel değerlerin etkisi, ısınma sonucunda artıyor. Örneğin domates, güçlü bir antioksidan olan ve kanser hücrelerini öldüren “licopen” adlı bir madde içeriyor. Yüksek ısıya dayanıklı olan bu maddenin, ısı derecesi arttıkça gücü ve etkisi 3-4 kat artıyor. Uzmanların araştırmalarına göre, yüksek ısıda uzun süre pişirilen domates salçası ve ketçap kanseri önlüyor.

Çiğ mi, pişmiş mi yiyelim?

Yapraklı sebzeleri çiğ ya da az su ile kısa sürede pişirerek yiyin. Köklü sebzeler ise iyi pişirilmeli aksi taktirde hazımsızlık yapabilir. Brokoli ve lahana gibi sebzeler uzun süre pişirilirse tadı bozulur. Orta boy bir kabak, çiğ ya da az pişmiş yenirtse yetişkin bir insanın günlük folik asit ihtiyacının %50’sini karşılar. Haşlanmış kabakta karoten maddesi etkili bir antioksidandır.

Maydanoz ve biber zengin birer C vitamini kaynağı olduğu için çiğ yiyin. Patlıcan ve patates sinir sisteminin düzenli çalışmasını engelleyen bazı toksit maddeler içerir; ancak iyi pişirildikleri zaman bu maddeler etkisiz hale gelir. Özellikle patatesin çok iyi pişirilmesi gerekiyor. Fileto gibi kemiksiz etleri yüksek ateşte ve kısa sürede pişirin.

Tavuk but orta ateşte veya fırında, tavuk göğüs eti uzun süre ve iyi pişirilmeli. Balığı haşlama, ızgara ya da buğulama olarak hazırlamanızda fayda var. Makarnayı çok pişirirseniz vitamin kaybına uğrar ve hazmetmesi güçleşir.

Pilav ise uzun süre piştiği zaman nişasta ve vitamin değeri azalır. Yumurtayı en yararlı pişirme şekli ”rafadan”dır. Uzun süre pişirirseniz yumurta akında bulunan “avidina” adlı madde, sarısında bulunan besinsel değerleri yok ediyor.