• Burcunuzu seçin, falınızı okuyun

    • eXTReMe Tracker
      Sedo - Domains kaufen und verkaufen das Projekt diyetvakti.com steht zum Verkauf Besucherstatistiken von diyetvakti.com etracker® Web-Controlling statt Logfile-Analyse

Posts Tagged ‘çocuklar’

Çocuklar kışın nasıl beslenmeli?

  Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yavuz Coşkun, çocukların kış mevsiminde hastalıklardan korunması için beslenmesine çok dikkat edilmesi gerektiğini, özellikle D vitamini eksikliğinin giderilmesinin önemli olduğunu belirtti.
     
     Yavuz Coşkun, D vitamininin, güneş ışınlarında bulunduğunu, kış mevsiminde güneşin az görülmesi ve etkisiz olması nedeniyle çocuklarda D vitamini eksikliğinin yaşandığını kaydetti.
     
     D vitamini eksikliğinin giderilmesi için çocuklara doktor kontrolünde D vitamini verilmesi gerektiğini belirten Prof. Coşkun, D vitamininin peynir, süt, yoğurt ve yağlarda bulunduğunu da söyledi.
     
     Yavuz Coşkun, ayrıca çocukların kış mevsiminde daha dirençli olmaları için probiyotikli (içinde vücuda faydalı bakteri bulunduran gıdalar) tüketmelerine dikkat edilmesi gerektiğini bildirdi.
     
     YoÄŸurdun probiyotikli gıdalar arasında bulunduÄŸunu ifade eden CoÅŸkun, “YoÄŸurt ve süt gibi içinde vücuda yararlı bakteriler bulunduran gıdaların çocuklar tarafından tüketilmesi gerekir. YoÄŸurdu çocukların beslenmesinde öne almak gerekiyor.” dedi.
     
     Çocuklarda özellikle bağışıklık sistemini güçlü kılacak gıdalarının almalarının önemine değinen Prof. Dr. Coşkun, şöyle konuştu:
     ”Taze sebze ve meyvelerin mutlaka çocuklara verilmesi gerekir. Taze meyve ve sebzelerin içerisinde bağışıklık sistemini güçlendirici C vitamini var. Bunlar bağışıklık sistemini güçlendirip mikroplara karşı direnci arttırıyorlar.”

Çocuklar için beslenme önerileri

 Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.
     Mustafa Melikoğlu, kuruyemişlerin çocukların soluk borusuna kaçarak, boğulmalarına neden olabildiğini belirterek aileleri uyardı.
     
     Melikoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle 0-12 ay arası çocukların emme refleksiyle buldukları herşeyi ağızlarına attıklarına işaret ederek, ailelerin dikkatli olması gerektiğini belirtti. Çocuklarda, kuruyemişlerin neden olduğu boğulma riskinin yüksek olduğunu kaydeden Melikoğlu, şunları söyledi:
     
     ”Aileler, yemek yemeÄŸe baÅŸladığı aydan itibaren çocuklarına herÅŸeyi vermeye çalışıyorlar. Çocukların soluk boruları dar olduÄŸu için katı yiyecekler soluk borusuna kaçarak boÄŸulmalarına neden olabiliyor. Özellikle de fındık, fıstık, leblebi gibi kuruyemiÅŸler ile fasulye ve nohut gibi büyük parçalar soluk borusunu tıkayarak, çocukların ölümlerine yol açabiliyor. Küçük parçalar ise soluk borusundan geçerek akciÄŸer bronÅŸlarına gidebiliyor ve burayı tıkayarak, hayati tehlikeler ortaya çıkabiliyor.”
     
     Melikoğlu, aileleri uyararak, küçük yaştaki çocukların
     kuruyemişlerden uzak tutulmalarını, fasulye, nohut gibi yiyecekleri yedirirken de dikkatli olunmasını istedi.
     
      -”ÇOCUKLAR EN ÇOK İĞNE YUTUYOR”-
     
     Prof. Dr. Mustafa Melikoğlu, 5 yaşına kadar olan çocuklarda en fazla nazar boncuğu ve iğne yutma vakaları nedeniyle hastaneye başvurulduğunu da belirterek 0-5 yaş arasındaki çocukların emme reflekslerinin güçlü olması nedeniyle yakalarına takılan nazar boncuklarını ve bunun takılı olduğu iğneleri emerek yuttuklarını söyledi. Annelerin başörtülerine taktığı iğnelerin de çocukların ilgisini çektiğini ifade eden Melikoğlu, bu çocukların yuttuğu iğnelerin, anestezi eşliğinde özel aletlerle çıkarıldığını bildirdi.
     
     MelikoÄŸlu, ”Anne ve babalar, en ufak dikkatsizliÄŸin, çocuklarının ölümüne yol açabileceÄŸini unutmamalıdırlar.”

Vejeteryan diyetleri ve çocuklar

Vejeteryan diyetleri ve çocuklar

Son zamanlarda Birleşik Krallıkta yapılan anket çalışmalarına göre vejeteryan olmak isteyen kişilerin % 5 olduğu açıklanmıştır. Birleşik Krallıkta 11-18 yaşlarındaki insanların yaklaşık % 8’inin vejeteryan olduğu, diğer Avrupa ülkelerindeki genç insanların da vejeteryan olmaya eğilim gösterdikleri açıklanmıştır. Bugün Batı Avrupa’da vejeteryan diyeti destekleyen çocuk ve genç insanların sayısı artmaktadır, bu insanlar vejeteryan ailelerde yetişmiş ya da kendileri vejeteryan olmaya karar vermişlerdir. Avrupa’daki 18 yaşın altındaki vejeteryanlara ait tahmini bir sayı bulunamamıştır.

5 yaş ve altındaki çocuklar için aşırı hacimli ve enerji yoğunluğu düşük diyetler sorun olabilmekte ve büyüme ve gelişmede bozukluklara neden olabilmektedir. Raşitizm ve demir eksikliği anemisi prevelanslarının artması yüksek miktarda fitat ve diğer minerallerin absorbsiyonunu değiştiren maddeler ile ilişkilidirler. Vitamin B12 eksikliği desteklenmemiş veya takviye edilmemiş vegan ve vejeteryan diyetleri için çok büyük bir tehlike yaratmaktadır. Dokosahegzaenoik asitin görme fonksiyonu üzerinde son zamanlarda tanımlanmış olan rolü nedeniyle vegan ve vejeteryanların linoleik/linolenik asit oranı düşük olan yağları kullanmaları gerektiği belirtilmiştir. Eğer bilinen beslenme tehlikeleri önlenebilirse hem vegan hem de vejeteryan diyetleri ile beslenen çocukların büyüme ve gelişmelerinin normal olduğu görülmüştür.

Vejeteryan diyetleri doymuş yağ içeriğinin düşük ve posa içeriğinin yüksek olması nedeniyle yetişkinlerin sağlığı için bazı avantajlar sunmaktadır. Bu diyetlerin çocuklar için uygunluğu ise tartışmalıdır. Günümüzde vejeteryan diyetlerinin 13-19 yaş arası gençlerde benimsenmesi yeme bozuklarıyla ilişkili hale gelmiştir ve bu da menstruasyon bozukluklarına yol açmaktadır. Widdowson ve McCance 2. Dünya Savaşının sonunda gerçekleştirdikleri deneylerinde bol miktarda sebze ile çok az miktarlarda süt ve et içeren bir diyet tüketen çocukların oldukça normal bir şekilde büyüyüp geliştiklerini açıkça göstermişlerdir. Uygun şekilde seçilmiş bir vejeteryan diyeti büyüyen çocukların tüm gereksinimlerini karşılayabilmektedir.

Besin öğesi eksikliği riski; fizyolojik stress ve hızlanmış büyüme dönemlerinde en yüksek düzeydedir. Diyetsel yetersizlik problemleri çocuklarda yetişkinlere göre daha çok görülmektedir, çünkü çocukların vücut ağırlıklarına göre ihtiyaçları daha fazladır ve yedikleri üzerinde yetişkinlere göre daha az kontrol şansına sahiptirler. Uygun olmayan vejeteryan diyetleri ile beslenen 0-1 yaş arası bebeklerde ve yürümeye başlayan çocuklarda şiddetli malnütrisyonlar bildirilmiştir(demir, vitamin B12 ve vitamin D gibi).

Pek çok diyetin yeterliliği diyetin içerdiği yiyeceklerle değerlendirilmektedir. Diyeti oluşturan yiyeceklerin çeşitliliği sınırlandırıldığında ve özellikle süt ürünleri tüketiminin düşük olduğu durumlarda problem oluşma olasılığı daha fazla artmaktadır. Yeterli miktarlarda süt ürünleri ve yumurta içeren vejeteryan diyetleri vegan diyetlerine göre daha yeterlidirler. Diyeti oluşturan yiyeceklerin çeşitliliği arttıkça tüm besin öğelerinin sağlanması şansı da artmaktadır.

Hindistan’da vejeteryan diyetlerle beslenen bebekler karışık diyet tüketenlerle karşılaştırıldıklarında vejeteryan bebeklerde büyüme geriliği olduğu görülmüştür. Ayrıca Hindistan’da fakirlik, barsak kurtları ve çok doğum yapma yaygındır ve bu bebekler yüksek bir anemi riski ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Diğer yandan, Hindistan kökenli insanlar gelişmiş ülkelere göç edip göç ettikleri yerlerde vejeteryan diyetlerini devam ettirdiklerinde ancak daha fazla süt ürünü tükettiklerinde vejeteryan diyetin büyüme üzerindeki etkisi daha sınırlı olmaktadır.

Vejeteryan diyetlerin çocuklar üzerindeki etkilerini incelemek için yapılan çalışmaların çoğu Seventh-day Adventistleri, toplu yaşayan vejeteryanlar ya da etiksel vejeteryanlar gibi beyaz toplumlarda odaklanmaktadır. İngiltere’de Hindistan orijinli büyük bir etnik azınlık bulunmaktadır (~ 1 milyon). Bir alt etnik grup olan Gujarati toplumunun büyük bir kısmı Hindu’dur ve yaşamları boyunca vejeteryandırlar. Gujarati toplumu kökenini Hindistan’ın kuzeyinde bir eyalet olan Gujarat’tan almaktadır ancak pek çok göçmen Doğu Afrika’dan göç etmiştir. İngiltere’deki diğer ana alt gruplar Punjab ya da Bengal’den köken almaktadırlar, vejeteryan değildirler ve Müslüman ya da Sikh dinine bağlıdırlar. Vejeteryan diyetlerinin yaşam boyu etkilerini incelemek için farklı gruplar arasında karşılaştırma yapılmalıdır.

Vejeteryanizm, sağlığı koruyucu imkanlar sağladığı gibi farklı yaşam biçimleri ve sağlığa karşı tutumlar ile ilişkilidir. Örneğin; törelerine bağlı bazı vejeteryanlar aşılar hayvanlardan hazırlandığı için polio(çocuk felci), tüberküloz ve pertusis(boğmaca)’e karşı bağışıklanmayı reddetmektedirler. Çocukluk döneminde geçirilen hastalıklar büyümenin zayıflamasına neden olmaktadır ve bu nedenle büyüme ve gelişmeyi diyetten bağımsız olarak etkilemektedir.

Kırmızı et ve balık genel olarak bitkisel kaynaklı besinlerde az olan ya da olmayan çeşitli besin öğelerini sağlamaktadırlar. Bunlar iyot, taurin, vitamin B12, vitamin D ve eikosapentoenoik asit (20:5 n-3) ve dekosahegzaenoik asit (22:6 n-3) gibi çoklu doymamış yağ asitlerini de içermektedirler. Özellikle diyetsel kaynakların çeşitliliği açısından zengin olan vejeteryan diyetlerinin protein gereksinimini kolaylıkla karşılamasına rağmen kırmızı et ve balıkta protein alımına çok önemli bir katkıda bulunmaktadırlar. Kırmızı et diyetteki demirin önemli bir kaynağıdır ve özellikle hem formu iyi absorbe edilmektedir. Vejeteryanların demir alımları temel besinlerin demir içeriklerine bağlıdır (örneğin; buğdayın demir içeriği pirincinkinden daha yüksektir). Bitkisel besinler demir, çinko ve kalsiyum gibi çeşitli minerallerin absorbsiyonlarını değiştiren bir grup madde içermektedirler. Bu modifiye edici maddeler pek çok vejeteryan tarafından desteklenen rafine edilmemiş tahıllardan yapılan ekmeklerde yüksek konsantrasyonlarda bulunmaktadır. Bazı vejeteryan gruplarının işlenmiş besine karşı olup çiğ yiyecekleri tüketmeyi savunmaları nedeniyle bu problem yeni bir boyut kazanmıştır. Bu vejeteryan grupları, özellikle çok miktarda rafine edilmemiş ve mayalanmamış tahıl ürünleri tüketenler bazı minerallerin absorbsiyonu ile ilişkili sorunlarla karşılaşabilmektedirler. Bu demir eksikliği anemisine ve raşitizme yol açabilmektedir. Bu problem vejeteryanlara özel bir problem değildir; bu, az miktarda balık ve kırmızı et tüketen kişilerde de görülmektedir.